Esad mı önce gider, Erdoğan mı? - Metin Akpinar


12.07.2012 

El Kaide’nin bugüne kadar Irak’ta 4 bin intihar eylemi düzenlediğini Hüsnü Mahalli’nin bir yazısından öğrendim. Açıklamayı El Kaide kendi yapmış ama bu haber bizim medyada yer almadı. Terörün finansörleri Suudi Arabistan ve Katar’sa, kurbanlar da Şiilerse, bizim yandaş ve dinci medya böyle haberlere yer vermez.  

Şimdi de El Kaide Suriye’de radikal Sünniler dışında herkesi hedefine almış durumda, arkasında yine Suudi Arabistan ve Katar var.

Gerici Arap rejimlerinin teröre verdikleri destek yüzünden Esad’a karşı olan muhaliflerin bile çoğu Suriye Ulusal Konseyi’ne destek vermekten vazgeçtiler, çünkü bu örgütün sivilleri hedef alan El Kaide ile iş birliği yaptığını gördüler. Batı’nın niyetinin bölgedeki gerici İslam rejimleriyle birlikte Suriye halkını parçalayıp köleleştirmek olduğunu anladılar.

AKP iktidarı Suriye’deki muhaliflere sadece insani yardımda bulunduğunu söylüyordu, ama öyle olmadığı ortaya çıktı. Henry Jackson Society’nin uzmanlarından Michael Weiss Hatay’da Suriyeli muhaliflerle görüştükten sonra şunları yazdı:

“Türkiye sadece hafif silahlar temin etmiyor, İstanbul’da Suriyelileri eğitiyor. Son birkaç günde büyük miktarda AK-47 (tam otomatik Kalaenikof) Türk ordusu tarafından muhaliflere gönderildi.”

Gerçek ortaya çıkınca, AKP iktidarı, Suriyeli muhaliflere lojistik destek ve silah verdiğini kabul etmek zorunda kaldı. “Ne olmuş yani? Verdimse verdim.” demeye başladı. AKP iktidarı, Arap ülkelerinde konuşlanmış silahlı gruplar arasında koordinasyonu da sağlamaya çalışıyor. 

Yaratılan onca terör, Suriye’de Esad’ı devirmeye, yerine şeriatçı Müslüman Kardeşleri iktidara getirmeye yetmiyor. Çünkü Esad’ın halk tabanında önemli bir desteği var.

AKP iktidarı Suriye’de acele ediyor. Çünkü on binlerce dolarlık fonlar karşılığında Suudi Arabistan’a ve Katar’a verilmiş sözler var. Sevda Tepesi’ne imar izni vermek gibi hizmetler Arap krallarına ve prenslerine yetmiyor tabii. Türkiye’den ne pahasına olursa olsun Suriye’deki rejimi değiştirmesini istiyor.

AKP iktidarı Suriye’ye savaş açmak istiyor, ama tek başına savaşı göze alamıyor. Çünkü Şam’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak da var.

Türk jetinin Suriye hava sahasına sokulması AKP iktidarının ABD’yi savaşa çekme amaçlı bir provokasyonudur. Ama o provokasyon tutmadı. ABD yetkilileri Wall Street Journal aracılığıyla Türk Dışişlerini yalanlayarak, Türk jetinin uluslararası hava sahasında değil, Suriye hava sahasında düşürüldüğünü ilan ediverdi. “Jet’in düşürülmesi savaş nedeni olamaz” dedi. Provokasyona gelmedi.

ABD’nin Irak’ta ve Afganistan’da canı fena yandı, Ortadoğu’nun bir bataklık olduğunu gördü. Suriye’de doğrudan savaşa girmek istemiyor, dışardan terörü desteklemekle yetiniyor. Türkiye’nin sırtını sıvazlıyor, “Hadi aslanım, Suriye’ye tek başına sen gir” diyor.

Suriye konusunda AKP geri adım atmaktan, yaladığını yutmaktan helak oldu.

“Muhaliflere silah yardımı yapmıyoruz” dedi, yaptığını kabul etmek zorunda kaldı.

“Hula katliamını Esad rejimi yaptı” dedi, katliamın muhalifler tarafından uluslararası güçlerin müdahalesine ortam hazırlamak için gerçekleştirilmiş bir provokasyon olduğu ortaya çıktı. 

Suriye’nin jetimizi uluslararası hava sahasında düşürdüğünü iddia etti, o da doğru çıkmadı.

Jetimizin füzeyle vurulduğunu iddia etti. Jetin enkazı ve pilotlarımızın cesetleri bulundu ama TSK, “jetimizin nasıl düşürüldüğüne dair elimizde tek bir kanıt yok” diyor.

Suriye’den bir füze ateşlenecek ve Kürecik’teki ABD denetimindeki füze kalkanı üssünden bu füze algılanamayacak? Mümkün mü? 

Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye ile ilgili yaptığı açıklamaları artık kimse önemsemezken, Esad’ın yaptığı açıklamalara Türk halkı dahil dünya kamuoyu kulak kabartıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın Ortadoğu’daki saygınlığı hızla eriyor, bu da onun sinirlerini fena halde geriyor. Türk gazetecilerin Esad’la görüşmesini engellemek için elinden geleni yapıyor.

AKP iktidarının, Suriye hava sahasındaki provokasyonu tutmayınca ve Suriye’ye karşı tek başına savaş açmaya cesaret edemeyince aylardır savaş tamtamları çalan yandaşlar, “savaşa gerek yok, nasıl olsa Esad gidici demeye başladılar.”

Ortadoğu halkları, ABD, Suudi Arabistan, Katar ve AKP iktidarının Suriye halkına kurduğu tuzakları görmeye başladı. Türk halkının ve Arap halklarının ezici çoğunluğu Suriye’ye savaş açılmasına karşı. Arap baharında rüzgarın yönü her an değişebilir.

Elbet zamanı geldiğinde her lider iktidardan gidecektir, ama rüzgar dönerse, önce Esad mı gider, yoksa Erdoğan mı, işte orası hiç belli olmaz. 

A. Metin Akpınar

No comments: