Erdoğan neden Anti-Emperyalist ol(a)maz?

19.10.2017 | Mehmet Ali Güller


Emperyalizm hâlâ kapitalizmin son aşamasıdır, en yüksek aşamasıdır. Küreselleşme, emperyalizmin yeni kılığıdır, yoksa geçen yüzyıldaki emperyalizm bu yüzyılda da geçerlidir.

Öte yandan çağımız hâlâ ezen-ezilen ülkeler ya da ezen-ezilen milletler çağıdır.

Dünya ise hâlâ emperyalistlerin dünyası ile mazlumların dünyası şeklindeki iki kampa ayrılmış durumdadır. Emperyalist dünyanın başını ABD çekmektedir ve onu birkaç Atlantik ülkesi izlemektedir. Mazlumlar dünyası ise geçen yüzyıldan biraz farklıdır ve iki hatta üç parçalıdır. Örneğin Çin ve Rusya, ekonomik ve askeri güçleri nedeniyle artık gelişmiş ülkelerdir fakat yerleri mazlumlar dünyasıdır.

ABD’YLE HER ÇIKAR ÇATIŞMASI, ANTİ-EMPERYALİZM DEĞİLDİR!

Bu girişi şundan yaptık: ABD’yle yaşanan vize krizine paralel olarak bir de AKP hükümetinin anti-emperyalist olup olmadığı tartışması sürüyor. Erdoğanların 15 Temmuz sonrası Rusya’yla normalleşmesi, bölge ülkeleriyle yakınlaşması ve çıkarlarının özellikle Suriye’nin kuzeyinde karşı karşıya gelmesi bu tartışmayı doğurdu. Vize krizi ise bu tartışmaları yükseltti.

Peki biz ne düşünüyoruz?

Öncelikle belirtelim: Bir sosyalist ve anti-emperyalist olarak ve kimin yönettiğinden bağımsız olarak, ülkemin ABD’ye karşı konumlanmasından gurur duyarım. ABD emperyalizmine karşı duruşun hangi sınıftan geldiği kompleksine girmem. ABD’ye karşı her konumlanışı ülkem adına yararlı bulurum.

Fakat ABD’yle çıkarları çatışanları da toptan anti-emperyalist safa koymam! Çünkü ABD’yle her çıkar çatışması, anti-emperyalizm anlamına gelmemektedir!

Erdoğanların durumu ABD’yle çıkar çatışması yaşamalarından kaynaklanmaktadır, yoksa anti-emperyalist oldukları için değil!

Fakat anti-emperyalist olup olmadıklarından bağımsız olarak da ülkemi yönetenlerin ABD’yle çatışma yaşamasını ülkem adına yararlı bulur, bunu ülkemi daha iyi yönetecek sınıf ve parti adına fırsat olarak görürüm. (İktidarın bu duruşunu sürekli alkışlamaktan, o fırsatı kazanca çevirememek ise ayrı ve çok önemli bir sorundur.)

MENDERES DA RUSYA’YA YANAŞTI AMA ANTİ-EMPERYALİST DEĞİLDİ!

Peki Erdoğanların durumu nedir?

Öncelikle belirtelim: ABD’yle daha iyi pazarlık yapabilmek için Rusya’ya yanaşmak, kökleri Abdülhamit’in İngiliz’e karşı Almancılık yapmasına dayanan bir gelenektir. Bugün Erdoğan’ın yaptığı gibi ABD’yle daha iyi pazarlık için Rusya’ya yanaşmak, Menderes’in de, Demirel’in de yaptığı bir taktiktir. Fakat 1950 ve 1960’larda hiç kimse Menderes’i, Demirel’i anti-emperyalist ilan etme noktasına savrulmamıştır!

Emperyalizm iktisadi, politik ve askeri bir kavramdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı olmak da iktisadi, politik ve askeri bir konumlanıştır. Örneğin iktisaden emperyalizme bağımlı olup politik olarak emperyalizme karşı olmak mümkün değildir, olsa bile laftan ibarettir.

Erdoğanlar şu dört nedenle anti-emperyalist olamazlar:

1- SİYASAL İSLAMCILIK ANTİ-EMPERYALİST OLAMAZ!

Elbette kimi İslamcılar ve İslamcı hareketler anti-emperyalist olabilir, olmuştur da. Örneğin İran İslamcılığı genel olarak anti-emperyalisttir.

Ama Erdoğanlar o türden İslamcı değildir, siyasal İslamcıdır. Bizdeki siyasal İslamcılık, emperyalizmin SSCB’yi çevreleme stratejisi kapsamında geliştirilen ve içeride komünizme karşı kullanılan bir siyasal İslamcılıktır. Yani esas olarak emperyalizmin tarafındadır! (O nedenle siyasal İslamcı liderler ABD karşıtlığı yapamadıkları için kaba bir batı karşıtlığı yaparak tabanlarının gazını almaktadır hep.)

Bu gelenekten gelenler, bu gelenekle hesaplaşmadıkça ve bu gelenekten tam olarak kopmadıkça anti-emperyalist olamazlar.

2- ÜMMETÇİLİK ANTİ-EMPERYALİST OLAMAZ!

Milliyetçi (daha doğrusu millici) olmayanlar anti-emperyalist olamazlar. Emperyalizm çağı ezen milletler-ezilen milletler çağıdır. Ezilen milletlerin safında yer almayan, ezilen milletlerin milliyetçiliğini yapmayan bir anlayış anti-emperyalist olamaz!

Leninler, Stalinler, Maolar elbette sosyalistti ama aynı zamanda milliciydi, yurtseverdi.

Erdoğan ise milliyetçi değil, ümmetçidir. Millet kavramını kullandığında ise Osmanlı’daki gibi “tüm İslam toplumu” anlamında kullanmaktadır.

Nitekim Erdoğan “milliyetçiliği ayaklarımın altına alıyorum” da demiştir, daha dünkü gibi “Türkçülük yapmak bölücülüktür” de demiştir!

3- SERBEST PİYASACILIK ANTİ-EMPERYALİST OLAMAZ!

Serbest piyasa ekonomisi uygulayan hükümetler anti-emperyalist olamazlar, çünkü serbest piyasa ekonomisi emperyalizmin ulusal ekonomilere egemen olması için vardır.

Serbest piyasa ekonomiyi uygulayan, ülkesini emperyalist tekellere açan, o tekellerin isteği doğrultusunda üretime yasak getirerek tarımı bitiren bir hükümet anti-emperyalist olamaz!

Yurdu, yani ulusal pazarı emperyalizme sonuna kadar açan bir hükümet anti-emperyalist olamaz!

4- CUMHURİYET YIKICILIĞI ANTİ-EMPERYALİST OLAMAZ!

Cumhuriyeti yıkmaya çalışan, laikliği ortada kaldırmaya çalışan, eğitim müfredatından Atatürk’ü ve evrimi çıkaran, “kindar nesil” hedefi olan, bu amaçla eğitim kurumlarını imam hatipleştiren, bürokraside liyakati değil tarikatların kontenjanını esas alan, medeni hukukun yerine şeri hukuku esas almaya çalışan, yargıyı yürütmenin emrine sokan, parlamenter rejimi sınırlandırıp tek adam rejimine geçen bir anlayış anti-emperyalist olamaz!

Bizimki gibi ülkelerde anti-emperyalizm “tek adam” ve “saray” yönetiminden çoğulculuğa ve meclis yönetimine doğru olur. Yani bizimki gibi toplumlarda anti-emperyalizm monarşiden cumhuriyete doğru olur! (Emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı sonrası ortaya çıkan siyasal tablo, halkçılık ve en önemlisi meclisçilik bunun tipik uygulamasıdır.)

AKP’YE KARŞI MÜCADELE ESASTIR!

Erdoğanlar keşke anti-emperyalist olabilseler, memnun oluruz, fakat işte bu dört özellik nedeniyle anti-emperyalist olamazlar!

Kuşkusuz ABD’yle hangi gerekçeyle olursa olsun kavga etmeyi keşke sürdürebilseler. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu Türkiye’nin yararınadır ve cumhuriyetçi kuvvetlere, yararlanabildikleri taktirde tabi, alan açar.

Fakat esas olan AKP’ye karşı kesin ve kararlı mücadele edebilmektir. Çünkü AKP, ABD ve AB emperyalistlerinin tam desteğiyle ve onların çıkarları için iktidar yapılmış bir partidir ve bu özelliği nedeniyle de aynı zamanda ülkemizin zayıf karnıdır!

ABD’nin BOP eşbaşkanlığı yapıldığı o ilişkiler sürecinde tutulmuş dosyalar bugün sadece Erdoğanları değil, maalesef onlarla birlikte Türkiye’mizi de hedef almaktadır.

Dolayısıyla asıl anti-emperyalist mücadele, AKP’ye karşı mücadeleden geçmektedir. Çünkü ABD’ye karşı esas mücadeleyi verebilmek için, önce AKP hükümetinden kurtulmamız gerekmektedir! Zira ortada bir cumhuriyet kalmadığında, anti-emperyalistlik de kalmaz!

Atatürk bile emperyalizme karşı mücadeleyi Enverlere bırakmamışken, biz Enverlerin yanından bile geçemeyen Erdoğanlara hiç ama hiç bırakmamalıyız!


No comments: